chi flat ironair max 90nike air max 2009christian louboutin for menUGG Bailey Button Salechi straightenersPrada sneakersprada sneakers for menpink chi flat ironchristian louboutin sale

Yağ Dolgusu ve Doku Enjeksiyonu

Yağ enjeksiyonu nedir?
Biyolojik dolgu malzemeleri arasında en çok tercih edilen, kişinin kendi yağ dokusudur. Yağ transplantasyonu da diyebileceğimiz bu yöntemde karın, bel, uyluk bölgelerinden alınan yağ dokuları özel enjektörlerle cilt altına ve kas içine transfer edilmekte; böylece dudak, elmacık kemiği çene ucu gibi yüz bölgelerinde dolgunluk ve yüz konturunda armoni sağlanmakta, yüzdeki derin kırışıklıklar hacim sağlanarak giderilmektedir. Kişinin kendi yağ dokusunu alırken yağ hücreleri ile birlikte sağlıklı kök hücreleri de alınmakta ve kişiye enjekte edilmektedir. Böylece taze kök hücrelerinin uyarıcı ve canlanırıcı etkisi ile enjekte edilen bölgenin cilt yapısında da bir tazelik, canlılık ve parlaklık elde edilmektedir. Bu yüzden yağ dokusu enjeksiyonlarına, kişinin kendi kendine gençlik aşısı yaptırması olarak bakılabilir.

Yağ enjeksiyonu nasıl uygulanır?
Bu işlem uygulanırken yağ alınacak ve enjekte edilecek olan bölgeler lokal anestezi altında uyuşturulur. İnce bir liposuctıon kanülü ile yağ dokusu alındıktan sonra bazı işlemlerden geçirilir ve alıcı bölgeye özel enjektörlerle nakledilir. İşlem sırasında ağrı, acı duyulmaz ve kısa sürer.

Operasyon sonrası güçlük yaşanır mı, normal hayata ne zaman dönülür?
Yağ enjeksiyonu uygulanan bölgeye üçüncü gün çıkarılmak üzere flasterle hafif bir bandaj uygulanır. Ağrı çok hafiftir veya hissedilmez. Oluşabilecek şişlik ve morluklar 5 – 7 gün içinde kendiliğinden geçer. Bu süre içinde morlukların kamuflajı için makyaj yapılabilir. Morlukların iz bırakmaması için bir güneş kremi ile ultraviole ışınlarından korunulması uygun olacaktır.

Yağ enjeksiyonlarının tekrarlanması gerekli midir?
Evet. Enjekte edilen yağ dokusunun yaklaşık % 70’i 6 ay içinde eriyebilir. Bu yüzden ilk sene içinde 1 – 2 kez daha takviye şeklinde yağ enjeksiyonu yapılmasına gerek duyulabilir. Fakat bu karar, cerrahla hasta arasında konuşulup, tartışılarak alınmalıdır. Bazı hastalarda 1-1.5 sene kadar doku enjeksiyonuna ihtiyaç duyulmayabilir. Unutulmamalıdır ki enjekte edilen yağ hücreleri, çevre dokulardan gelen kan damarlarıyla yaşayıp bizim bir parçamız haline gelse de zamanla, yaşlanma süreci içinde sarkma, erime ve mimiklere bağlı olarak tekrar çökme eğilimi içinde olacaktır.

Yağ enjeksiyonları başka operasyonlarla kombine edilebilir mi?
Bu teknik cilt yenileme işlemleri (lazer, dremabrazyon ve kimyasal peeling gibi rejuvenasyon prosedürleri) ve/veya yüz germe operasyonlarıyla birlikte uygulanabilir.

Yağ enjeksiyonlarının avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Tekniğin en önemli avantajı, cerrahi kesi ve dikiş olmaksızın dramatik bir yüz gençleştirme elde edebilmesidir. Ayrıca kişiyi sosyal yaşamından uzaklaştırmayan, operasyon sonrası uzun bakımlara ve pansumana ihtiyaç duymayan noninvaziv bir işlemdir. Kişi işlemden hemen sonra günlük yaşamına dönebilir. Dezavantajı ise işlemin tekrar gerekliliği ve her seferinde (artan yağ dokuları özel derin dondurucularda saklanabilir olmasına karşın) hastadan doku (yağ) alınması gerekliliğidir.

Doku kokteyli nedir?
Hastanın kendisinden alınarak uygulanan dolgu maddeleri içinde “doku kokteyli” ayrı bir yer tutar. Bu yöntemde, yüz germe, karın germe, meme küçültme gibi operasyonlar uygulanan hastalarımızın, ciltaltı bağ ve kas dokuları alınıp enjektörlerden geçecek şekilde minik partiküllere ayrıldıktan sonra yine enjektör yoluyla, derin kırışıklıkların giderilmesi için cilt altına aktarılmaktadır.

Yağ enjeksiyonundan farkı nedir?
Cilt altı dermis dokusu ve faysa (bağ) dokuları, yağ dokusuna göre çok daha fazla kollajen içeren, beslenmeleri 6 ay sonunda %90’lara ulaşan (erime miktarı %10 kadar ) dokular olduğundan, doku kokteyli ile yüz gençleştirme operasyonunda daha uzun süreli kozmetik sonuçlar alınmaktadır.

Niçin kendi dokumuz en uygun dolgu malzemesidir?
Yüz kırışıklarının veya çökme, sarkmalarının tedavisinde kullanılan diğer dolgu malzemeleri (kollejen, enjekte edilen silikon, dikiş materyalleri gibi) alerjik reaksiyonlara yol açabilmekte, enfeksiyon riskleri yağ ve doku kokteyline oranla çok daha fazla olmaktadır. Ayrıca bazı dolgu maddeleri ile son derece kötü, doğal olmayan sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Yağ dokusu enjeksiyonlarından sonra alerjik reaksiyonlar görülmez. Enfeksiyon riski çok düşüktür. Bu nedenlerle pahalı ve enfeksiyon, apse oluşumu, yara açılması gibi istenmeyen pek çok sonuçlar doğurabilen yapay dolgu malzemelerinin yerine cerrah ve hastaların biyolojik dolgu malzemelerini tercih etmeleri gereklidir.